Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik Tasarım Bölümü mezunu… Halen İzmir’de, MMO Basın Danışmanlığı ve Halkla İlişkiler’de görsel iletişim tasarımcısı olarak çalışıyor.
“Persona, modern insanın bireyselliğini tanımlamak için yirminci yüzyıl başındaki psikologların ortaya attığı bir terim. En genel tanımıyla, bireyin kendini bilme hali. Freudyenlerin ifadesiyle, üst ego ve alt egonun kesiştiği, benliğin, öznelliğin, ferdiyetin var olduğu o muğlak, okunmaz alan. Hatta Heidegger’e göre “Niye ben ben?” sorusunu kendimize yönetlliğimizde, karşımıza aniden çıkıveren yabancı özne. Ne var ki bir yandan da en fazla kendimiz olduğumuz varlık alanımız, özne olarak kapladığımız alan.
Bu sergi, persona olgusunu, kendi üretim alanında öncü rol oynamış yazar, besteci, düşünür ve sanatçılar için düzenlenen etkinliklerin duyuru afişleri üzerinden ele alıyor. 2007-2010 yılları arasında üretilen afişler, görsel iletişimini gerçekleştirdiği anma ve okuma etkinliklerinin düşünsel çerçeve alanı hakkında da bilgi veriyor. Hayatta olmayan bu öznelerle nasıl ilişki kurduğumuz, onları nasıl idolleştirdiğimiz ya da onların ölümsüzleşmelerinin ardında yatanları nasıl anlamlandırdığımızı, öznelerin sahip olduğu güçlü ve yüksek ferdiyetlerine, personalarına bağlıyor. Yaşamları ve yapıtlarıyla, insan olmak nedir sorusuna dair çarpıcı yanıtları ve düşünce dünyamızı derinleştirdikleri için onları seküler dünyanın aziz ve azizeleri olarak rollendiriyor.
Sergi, tasarımcıyı etkileyen öznelerin portre tahlilini dört durum üzerinden okumaya çalışıyor: Potre-İkona-Metafor’da yüz imgesi üzerinden özneyle kurduğumuz ilişki, Poetika-Çokseslilik-Çokdillilik’te eserin anlam dünyasıyla kurduğumuz ilişki, Özne-Yapıt-Temsiliyet’te eseriyle özdeşleşen özneyi anlama çabamız, Hafıza-Süreklilik-Ölümsüzlük’te ise aramıza zamansal mesafe girmiş özneyi içinde yer aldığımız zamana dahil ederek ona nasıl yeniden yaşam kazandırdığımız meselelerine yanıt arıyor. Bu bağlamda öznelerin yüz imgeleri kanalıyla iletişim kurduğumuz afişler birer ikonaya dönüşüyor.”
Sergi, geçen yıl Mart ayında aynı mekanda açmış olduğu “Afişler ve İkonlar 2004-2009” sergisiyle İzmir’i ziyaret eden, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik Tasarım Bölümü’nün eğitim kadrosunda öğretim üyesi olan Sinan Niyazioğlu’na ait. Sergi açılışı ve sergi söyleşisi 19 Şubat 2011 tarihinde K2 Sanat Merkezi’nde (Cumhuriyet Bulvarı No: 54 Büyük Kardıçalı Han Kat: 2 Konak–İzmir), saat 18:00’da. 10 Mart 2011 tarihine kadar da sergilenmeye devam edecek.















Proje Hakkında: TÜBİTAK, yenilenebilir enerji kaynaklarının tanıtılması ve kullanımının yaygınlaşması amacıyla, 2007 yılından itibaren üniversiteler arası hidrojenle çalışan araçlar yarışı olan HİDROMOBİL’i gerçekleştirmekte. Hidrojen enerjisiyle çalışan araçların piste çıktığı bu yarışmanın ana amacı, fosil yakıtların karşısındaki en güçlü alternatif enerji kaynağı olan çevre dostu ve yenilenebilir hidrojen enerjisinin önemini vurgulamak.
Makina Mühendisleri Odası Öğrenci Üye Komisyonu, HİDROMOBİL 2010 yarışlarına önceki yıllarda olduğu gibi bu yılda “Poseidon” adlı yarış arabasıyla katıldı. Aracın giydirilmesi, duyuru afişi, logo ve tişört tasarımları revize edilerek tekrar tasarlandı. Tasarımlarda konsepti oluşturan fikir; aracın adı olan poseidon. Tüm deniz canlıları kralları için çalışır, öğrenci üye komisyonu da hidromobil aracı için çalıştılar
Poseidon; güç, kuvvet, hırsı temsil eder ve dünyanın en mükemmel şehrini inşa etme arzusu içinde. Bu felsefeyle başlayan görseller, konsepti tamamlamakta.



Küratörlüğünü Majid Abbasi’nin yapmış olduğu PERSIANISSIMO “Çağdaş İran Afişleri Sergisi”; İtalya, Kıbrıs, İstanbul ve Amerika’da olmak üzere esintisini 4 farklı mekâna taşıyacak. İstanbul’daki durağı ise Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi. Serginin açılış tarihi: 5 Nisan 2010, saat: 17.00’de Güzel Sanatlar Fakültesi Kampüsü Acıbadem’de ziyaretlerinizi beklemekte. (MÜ GSF’deki serginin organizasyonunu Grafik Sanatlar Bölümü’nden Ardan Ergüven gerçekleştirmekte.)


Proje Hakkında: EMO ve MMO’nun ortaklaşa düzenlediği “Asansör Sempozyumu Logo Yarışması” için tasarladığım afişte, “logo” sözcüğünü oluşturan herbir harfi, asansörü temsil eden kutulara yerleştirdim ve satır-çizgilerini değiştirerek asansörün iniş-çıkışlarına gönderme yaptım. Yazı karakterleri tasarlanırken harflerin yerleştirildiği glyph adlı kutular, burada asansörlere dönüşmüş oldu. Afişin baskısında serigrafi tekniğinin kullanılmasını düşünmüştüm, ancak zamanlama nedeniyle mümkün olmadı. Ben de o etkiyi sayısal ortamda vermeye çalıştım
Yakın zamanda çalışmaya başladığım MMO Halkla İlişkiler Bürosu’ndaki ilk çalışmam olduğundan, afişin benim için ayrı bir önemi de var. Ayrıca, yeni iş ortamıma alışma esnasında ürettiğim bu afişi tasarlarken desteğini esirgemeyen Sayın Asuman Memen’e de teşekkür etmek isterim.
Afişler ve İkonlar birbirlerine göndermede bulunan, bu nedenle aynı galeride aynı zaman diliminde yer alan iki sergi.
Afişler, genç bir tasarımcının sorunsallaştırdığı ya da bizzat içinde yer aldığı, tasarım, sanat, edebiyat, tarih ve fizik disiplinlerine ait etkinlikler için 2004–2009 yılları arasında ürettiği işleri içeriyor. Ait oldukları programın iletişimini gerçekleştirmiş, dolayısıyla işlevini tamamlamış olan bu afişler, birbirleriyle ilişki kuran yeni bir kurgu düzeniyle bir araya gelerek, tasarımcının sergi alanında ürettiği kişisel söz alanını işaret eden gösterge kimliği kazanıyorlar; yeni bir hikâyeyi üretiyorlar. Bu hikâye, tasarımcının diğer disiplinlerden beslenme sürecini ve grafik tasarım diline taşıma biçimlerini anlatıyor.
İkonlar sergisinde yer alan 2004–2009 yılları arasında üretilmiş imgeler, ait oldukları afiş, kitap kapağı, broşür ve web banner gibi mecralardan kurtularak beyaz bir yüzeyde sergileniyor. Onlara eşlik eden diğer elemanlar ise, tasarımcının yazmış olduğu makaleler, katıldığı sempozyum ve sohbetlerden derlediği kısa metinlerden oluşuyor. Farklı zaman dilimleri içerisinde, farklı program ve durumlar için üretilmiş imge ve metinler arasında kurulan bu ilişki, tasarımcının zihinsel üretim sürecini yansıtan gösterme ve okutma araçlarına dönüşüyor.
Sergi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik Tasarım Bölümü’nün eğitim kadrosunda öğretim üyesi olan Sinan Niyazioğlu’na ait. Sergi açılışı ve sergi söyleşisi 6 Mart 2010 tarihinde K2 Sanat Merkezi’nde (Cumhuriyet Bulvarı No: 54 Büyük Kardıçalı Han Kat: 2 Konak–İzmir), saat 17:30’da.
Her sezonunu merakla beklediğimiz TV dizilerin ikonları… Afiş serisinin yaratıcısı ise Avusturyalı tasarımcı Albert Exergian. Serinin devamını görmek ve blog’una ziyaret etmek için tıklayınız…
Son birkaç gündür fena halde üşütmüştüm, halen de hasta sayılırım, bayram tatiline böyle girmek varmış, domuz-gribi olmasın da, buna da razıyım… Hastalığım nedeniyle blog’umu ihmal ettim; gerekmedikçe bilgisayar başına geçmediğimden, paylaşacak bir şeyim de yoktu aslında. Bugün, Çekoslovakya’dan Hi ile tanıştım, yukarıdaki afiş serisi onların ve hemen paylaşayım istedim.




Basılı işlerde tipografi kullanımı üzerine uzmanlaşmış, ağırlıklı afiş ve yayın tasarımı yapan Portekizli bir tasarımevi Martino & Jaña. Web siteleri dışında Behance üzerinden de tasarımlarını görebilirsiniz.
Grafik tasarım dünyası 19 Aralık 2008’de Pierre Mendell’i kaybetmişti. Başarılı tasarımlarıyla dünyaca ün kazanmış, grafik tasarım üzerinden kültürlerarası bağlar kurmuş, tasarımlarıyla belleklerde iz bırakmış biriydi. Sadece önemli tasarımcıların davet yoluyla kabul edildiği Alliance Graphique Internationale (AGI) üyesi olan tasarımcı, Türkiye’yi ve Türk tasarımcılarını yakından tanıyordu; Grafist’in konuğu olmuştu. Grafist kapsamındaki sergileri ve atölye çalışmaları büyük ilgi gören tasarımcıyı daima saygıyla anacağız.
Pierre Mendell: 1929 yılında Essen’de (Almanya) doğdu. 1934 yılında Fransa’ya yerleşti. 1947 yılında Amerika’ya göç edip Amerikan vatandaşı oluncaya kadar burada yaşadı ve okudu. 1953’ten 1958’e kadar Fransa’da yaşadı ve ailesine ait tekstil fabrikasında çalıştı. 1958–60 arasında Basel’deki Tasarım Okulu’nda grafik tasarım konusunda Armin Hofmann’ın öğrencisi oldu. Michael Engelmann’ın stüdyosunda Klaus Oberer ile tanıştı ve 1961 yılında Münih’te beraberce Studio Mendell & Oberer’i kurdular. 2000 yılından beri Pierre Mendell Tasarım Atölyesi (Pierre Mendell Design Studio) olarak çalışmalarına devam ediyordu. (Ardan Ergüven‘in Grafik Tasarım dergisindeki Pierre Mendell yazısından yararlanıldı.)
Mendell’in bilinen afiş tasarımlarından Japonya afiş tasarımlarıyla ilgili çalışmasının (soldaki Mendell’in tasarımı, 1960) bir benzerini (sağdaki benzeri, 2009), geçende sörf yaparken nette gördüm. Benzerlik şaşırtıcı. Tomtor adlı bir tasarım stüyosuna ait (Benzerliği afişe ediyorum ancak, birileri bu durumu Tomtor’a bildirdiğinde belki de bağlantılar yayından kaldırılır diye afişleri buraya da koyuyorum). Afişler o kadar benzer ki, “acaba ikincisi birincisine atıfta mı bulunuyor”, “bir bağları mı var” diye düşünmeden edemiyor insan. Ben bir bağ göremedim, gören-duyan olursa yorum yazsın
Sanırım Mendell ölünce, eskileri bitpazarına düştü, hani öyle olur ya, Tomtor da oradan bu afişi üç-otuz paraya satın aldı




Proje hakkında: İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “15. Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı 2009” afiş yarışmasında, MARBLE adlı mermer fuarını tanıtıcı bir afiş tasarımı yarışması düzenlenmişti. Yarışma için hazırladığım iki farklı afiş tasarımında da tema, mermer taşın özel ve çeşitli olması üzerineydi. Birinci afişteki tasarım; soyut resimleri ile 20’nci yüzyıl mimarlık ve grafik tasarım anlayışını derinden etkileyen, geometriyi bir resim gibi kullanan Hollandalı ressam Mondrian’ın eserlerinden ilham alınarak tasarlandı. Söz konusu yarışmada Modrian’ın eserlerine gönderme yapan afiş tasarımım “ikincilik ödülü”ne layık görüldü.
İkinci afişte ise geometrik şekillerin tekrarı ile yaratılan optik yanılsama, mermer yapısındaki üç boyutlu etki ile birleştirilerek geometrik bir dil oluşturuldu. Afişlerin yan yana asılmasıyla ortaya çıkan etki, tıpkı mermer kaplı bir yüzeydeki karo taşlarının görünümü gibi düşünüldü.
Polonya tarihinin önemli sayfalarını yansıtan “Solidarnosc (Dayanışma) Dönemi Polonya Afişleri” sergisi, adını, 1980 yılının haziran ayında Polonya’nın, Gdansk Tersanesi’nde başlayan grevlerle komünist rejimine karşı sosyal memnuniyetsizliği ve ilk bağımsız, özgür işçi sendikası olarak kurulan Solidarność’dan almıştır. 1989 yılında meydana gelen ikinci grev dalgasından sonra iktidarda kalan hükümet, ülkenin ekonomik durumunun ne kadar trajik olduğunu anlayınca, demokrasinin uygulanmasını ve ekonomik reformların yapılmasını isteyen muhalefet ile masaya oturarak müzakerelere başlamıştır. Solidarnosc’un liderliğini yaptığı muhalefet ve hükümetin giriştiği “Yuvarlak Masa” müzakerlerin neticesinde Polonya’da 4 Haziran 1989 tarihinde ilk özgür seçime gidilmiştir (afişi solda). Komünist partisinin mecliste aldığı galibiyetle Solidarnosc yeniden doğmuştur. “Solidarnosc”, Çek Kadife Ayaklanması, Berlin Duvarı’nın yıkılması gibi dünyaca ünlü olaylardan çok önce Polonya’da demokrasinin doğmasını teşvik etmiştir. Bu da Polonya’nın 1999 yılında NATO, 2004 yılında da Avrupa Birliği’ne üye olmasıyla sonuçlanan milletlerarası platformda oynadığı rolünün değişmesi için çıkış noktası olmuştur.
Afişlerin en sembolik ve en ünlüsü, Tomasz Sarnecki tarafından tasarlanmıştır (yanda). Tasarımında, “High Noon” filminden Gary Cooper, elinde tabancasını değil, oy kartını tutmaktadır. Arkasında SOLIDARNOSC logosu görünmektedir. Bu afiş Polonya’da, tam seçimlerden önce bütün dükkânların camlarına ve caddelere asılmıştır. 1999 yılında en büyük muhaliflerden, sonradan da Dışişleri Bakanı olan Prof. Bronislaw Geremek, bu afişin sembolik ve tarihi önemini, Polonya’nın NATO üyeliğiyle ilgili sunuş töreni esnasında, Polonya’nın Batı ile bütünleşmede ilk kararlı adımı olarak hatırlatmıştır. Polonya heyeti tarafından ABD’ye getirilen bu afiş, halen Harry Truman Presidential Library’de sergilenmektedir.
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölümü tarafından düzenlenen “Grafist 13: 13. Uluslararası Grafik Tasarım Günleri” çerçevesinde Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi’nde 13 Ekim–7 Kasım 2009 tarihlerinde sergilenen (sergileme tasarımı ve metin: Sinan Niyazioğlu) afişler, bu kez İzmir Ekonomi Üniversetisi 13-27 Kasım 2009 tarihleri arasında sergilenecek. Sergide, 1980–1990 yıllarında, büyük bir grev sonucu kurulan SOLIDARNOSC’u kutlamak ve komünist rejimin anılmasını yasakladığı olayları hatırlatmak, önceki yılları protesto etmek ve Sovyet usulü ekonomiyi eleştirmek amacıyla çoğu adı bilinmeyen sanatçı ve tasarımcılar tarafından yapılan afişler gösterilmektedir. Bu yılki Grafist’te görmek isteyip de göremediğim sergilerden olduğu için serginin İzmir’de tekrarlanacak olmasına çok sevindim. Serginin, İzmirli tasarımcılar için önemli bir görsel şölen olacağını düşünüyorum. (Bu metnin yazımında, ilk serginin metninden yararlanılmıştır.)





Proje hakkında: Canlandırma denince ilk akla gelen çizgi animasyondur. Oysaki çizgi canlandırma, sayısı 10′a kadar çıkabilen canlandırma tekniklerinden sadece biri. Canlandırma teknikleri aynı mantıkta, ancak farklı malzemelerden oluşmakta… Projemin taslak aşamasında eskizlerimi toparlarken kurguyu yansıtabilmem için birden fazla mekân ve konuya ihtiyacım olduğuna karar verdim; böylece filmin oluşumunda farklı canlandırma tekniklerini bir arada kullanma ve işleniş biçimlerini anlama fırsatım da olmuş oldu.
“Hokus-Pokus” logosunun alametifarikası; tek kare canlandırma tekniğinden çıkmıştır. Dur-kalk ritminin tekrarı, duran bir nesnenin hareketini oluşturmaktadır ve aslında karelerin art arda gelmesiyle var olan yanılsamayı hareket olarak görürüz. Tek karede hareket yoktur fakat art arda gelen 12 karede (en az), 1 saniyelik hareket vardır. Hokus Pokus da öyle değil midir? Var olanı değil illüzyonu algılarız. Canlandırmanın, kullanım amacı her zaman eğlence oldu. O zaman biraz sihir yapalım “Hokus-Pokus” olsun dedim. Stüdyo logosu tipografik bir düzenlemeden oluşmakta. “Hokus-Pokus” sözcüğü vizör karesi içerisinde, siyah beyaz kostümü ile illüzyonistin kendisini oluşturmakta, dikdörtgen çevresindeki çerçeve illüzyonistin oyunu sırasında etrafa saçtığı renkleri temsil etmektedir. İllüzyonist sahnede renk cümbüşünün içerisinde kostümü ile denge kurmakta. Çerçevenin değiştiği her renk stüdyonun çekmiş olduğu filmi temsil etmektedir. Stüdyo her filminde, farklı bir renge sahip çerçeveli logosunu kullanmakta.
Kurumsal kimlik çalışmaları içerisindeki afiş tasarımlarında tek kare canlandırma tekniğinin temelini oluşturan ardaşık gelen fotoğraf kareleri ve hareket çıkış noktası oldu.
Proje Hakkında: “Kendimi, afiş olarak nasıl anlatabilirdim?” Bu soruya mesleki kimliğim ile cevap vermek en doğrusuydu. Kolaj tekniğiyle tasarlanan iki afişte de görsel imge merkezde, yalın zemin üzerinde yer almakta. İlk afişte tipografik anlatım görselle birleştirildi. İkinci afişte ise farklı renkteki kameralar farklı bir olayı kaydedip, gözlemlemekte ve “record” tuşu aktif durumda; aktarmak istediğim, görsel iletişim tasarımcısının en önemli özelliği iyi bir gözlemci olması gerektiğiydi.
Yirminci yüzyılda fotoğrafın hızla gelişmesi ile beraber afiş tasarımlarında fotoğraf da kullanılmaya başlandı. Bu konudaki ilk önemli ve etkili çalışma, İsviçreli Herbert Matter’in (1907-1984), ülkesinin turistik tanıtımı için yaptığı afiş çalışmalarıdır. Prof. Emre Becer’in “İletişim ve Grafik Tasarım (1997)” adlı kitabında, Matter’ın yaşadığı döneme ait grafik tasarım anlayışından şu şekilde söz ediliyor: “Fotoğrafın grafik tasarımın bir parçası olarak kullanılması, ‘Uluslararası Tipografik Stil’ olarak bilinen dönemde daha da net bir biçimde görülmektedir. 1940 ve 50’li yıllarda gelişen bu stil birtakım görsel kurallara dayanmakta, o güne dek sıkca görülen abartılı propaganda ve reklam anlayışı terk edilerek daha yalın ve net anlatımlara yer verilmektedir. Uluslararası Tipografik Stil döneminde tasarım, toplumsal kullanıma yönelik önemli bir çalışma alanı olarak tanımlandı. Bu dönemde tasarımcı kendi rolünü bir sanatçı olarak değil, bir bilgi aktarıcı olarak tanımlıyordu.” Tasarımcı hakkında detaylı bilgiye AIGA‘nın sitesinden ulaşılabilir.
Bu önemli tasarımcı ile ilgili, yapımcılığını Pixiu Film‘in, yazarlığını ve yönetmenliğini Reto Caduff‘ın üstlendiği bir belgesel film çekiliyor. Film, 2010 baharında vizyonda olacak. Design Observer ve Print dergisi, sitelerinde filmle ilgili detaylı haber yapmışlar. Filmin afişini, kolajlarla çalışan ve tarzını çoktandır beğendiğim Christiana Couceiro tasarlamış. Sanırım, “Helvetica” filminden sonra ikinci uzun metrajlı görsel iletişim tasarımı filmini izleyeceğiz. Detaylar filmin sitesinde: www.herbertmatter.net
Proje hakkında: Oyunların konusu, grafik illüstrasyon ve kolaj tekniğiyle görselleştirildi. Oyunların baş kahramanları ya da olaylar vurgulanarak oyunların konularına direkt göndermeler yapıldı.