Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik Tasarım Bölümü mezunu… Halen İzmir’de, MMO Basın Danışmanlığı ve Halkla İlişkiler’de görsel iletişim tasarımcısı olarak çalışıyor.
Yapı Kredi Kültür Merkezi Sermet Çifter Salonu, “Bir Usta, Bir Dünya” sergi dizisinin bir yenisine ev sahipliği yapıyor. Türk grafik tasarım kültürünün mimarı, sanatçı, şair ve çevirmen Sait Maden üzerine hazırlanan “Bir Usta Bir Dünya: Sait Maden / Tasarımcı, Sanatçı, Şair…” adlı sergi, 18 Aralık 2009 – 24 Ocak 2010 tarihleri arasında ziyaret edilebilir.
Sait Maden, elli yıldan fazladır grafik tasarım ve resim gibi değişik alanların her birinde benzersiz bir verim ve yetkinlikle üreten, yaşayan büyük ustalarımızdan birisi. Maden, tasarladığı 8 binden fazla kitap ve dergi kapağıyla belki de bir dünya rekoruna sahip. 13 yaşlarında şiirler yazmaya başlayan, o yaşlarda aruz bilen, 16’sında Fransızca ve Osmanlıca öğrenmeye başlayan, 18’inde Fransız şairlerinden çeviriler yapan, Baudelaire’den “Moesta et Errabunda” çevirisiyle Varlık dergisinin bir yarışmasını kazanan, Lorca’yı anadilinden çevirebilmek için İspanyolca öğrenen bir şair ve çevirmen aynı zamanda.
Sergi kitabından bahsedecek olursam; Sadık Karamustafa’nın Sait Maden’in tasarımcı duruşuna “mesafeli bir meslektaşlığın penceresinden” baktığı sunuş yazısıyla başlıyor. Selahattin Özpalabıyıklar, “Kitapların İçini de Dolduran Adam” yazısıyla Maden’in şair ve çevirmen yanını vurgulamış. Ayrıca kitapta, Sait Maden’in “Simgeler” ve “Grafik Sanatının Dünü, Bugünü” başlıklı yazılarıyla Ömer Durmaz’ın onunla yaptığı bir söyleşi de yer alıyor.
Amerikalı tasarım ofisi Post Typography’nin küratörlüğünde, 2005 yılında, el-çizimi harf tasarımı ve tipografi denemeleri üzerine “Alphabet” adlı bir sergi düzenlenmişti. Yukarıdaki çalışmanın sahibi Marc Alcock da tasarımını bu sergi için hazırlamış. Çalışmasında renk ve yazının ilişkisini keşfetmeyi amaçlamış ve bu yazıtipini tasarlamış. Peki amacına ulaşmış mı, bence ulaşmış
Alcock’un diğer işlerini de görmemezlik etmeyin!
Research Studios, Neville Brody önderliğinde kurulmuş çokdisiplinli, uluslararası bir network. Londra, Paris, Berlin ve Barcelona’da ofisleri bulunmakta. Brody’den söz etmek gerekirse: Sanat yönetmeni, font tasarımcısı ve grafik tasarımcı olarak dünya çapında ünlenen Brody, 1988’de dünyanın en çok satan grafik tasarım kitabı olan, bugüne kadarki iki monografisinden ilkini yayımladı (kapak tasarımı solda. İki kitabın toplam satışı 120,000’in üzerinde). Günümüz grafik tasarım anlayışının 80′lerde temellerinin atılmasına büyük oranda katkıda bulundu. Tipografiye getirdiği yeni bakış açısıyla, modern grafik tasarımın yolunu açtı. Kompleks geçişler, agresif yazıtipi kullanımı, zekice kurgulanmış sayfa düzenleri çalışmalarının belirleyici farklılıklarıdır.
Neville Brody, 23 Nisan 1957’de Londra’da dünyaya geldi. Çalışmalarına Punk’ın asi tavrını yansıtan Brody, kendinden önceki alışılmış kuralların dışına çıkmayı başarmış bir tasarımcı olma ünvanına sahip. Dünyayı sarsan akımları çalışmalarında hissettirerek, modern grafik tasarımın başka boyutlara taşınabileceğini kanıtladı. Brody’nin grafik tasarım tavrını geliştirmesinde; Dada, Popart ve Punk gibi akımlarının etkisi olduğu dile getirilir. The Times, The Observer, The Guardian, City Limits, Lel, Per Lul, Actual ve Arena gibi köklü, saygın gazetelerin ve Avrupa’da yayımlanan birçok popüler derginin sanat yönetmenliğini üstlenen Brody, FontWorks‘ün kurucularından ve birçok fontun da tasarımcısı: 90’ların ünlü yazı karakterleri; Arcadia, Industria, Insignia, Blur, Pop, Gothic, Fuse gibi yazıtiplerinin tasarımları kendisine ait. Depeche Mode, Cabaret Voltair gibi ünlü gruplar için de albüm kapakları tasarladı. Tasarımları, Victoria ve Albert Müzesi’nde 40 bin kişi tarafından izlendi. İngiltere’nin 223 yıllık saygın gazetesi The Times‘ın logosunu, 2006 yılında modern zamanlara uyarladı; Brody’nin bu tasarımı “geleneğin evrimi” diye nitelendirildi. Brody, 1994 yılında Fwa Richards ile birlikte Londra’da Research Studios‘u kurdu. Kendini adadığı mesleğinde, yaratıcılığın sınırlarını her zaman zorlayan Brody, görsel dilin zenginliklerinden faydalanarak olağanüstü tipografik denemelerle yeni çalışmalara imza atmaya devam etmekte.
GMK’nın Yazılar adlı bültenin 9’uncu sayısında Neville Brody’e geniş yer ayrılmış. Yazılar’ın 21’inci sayısında da Brody ile yapılmış bir söyleşi var. Şurada ve şurada da Brody ile ilgili bilgilere ulaşmak mümkün (yukarıdaki metin de bu kaynaklardan derlendi). Bir dönemin izlerini, bugünlere kadar sürmek isteyenlere duyurulur…
Yirminci yüzyılda fotoğrafın hızla gelişmesi ile beraber afiş tasarımlarında fotoğraf da kullanılmaya başlandı. Bu konudaki ilk önemli ve etkili çalışma, İsviçreli Herbert Matter’in (1907-1984), ülkesinin turistik tanıtımı için yaptığı afiş çalışmalarıdır. Prof. Emre Becer’in “İletişim ve Grafik Tasarım (1997)” adlı kitabında, Matter’ın yaşadığı döneme ait grafik tasarım anlayışından şu şekilde söz ediliyor: “Fotoğrafın grafik tasarımın bir parçası olarak kullanılması, ‘Uluslararası Tipografik Stil’ olarak bilinen dönemde daha da net bir biçimde görülmektedir. 1940 ve 50’li yıllarda gelişen bu stil birtakım görsel kurallara dayanmakta, o güne dek sıkca görülen abartılı propaganda ve reklam anlayışı terk edilerek daha yalın ve net anlatımlara yer verilmektedir. Uluslararası Tipografik Stil döneminde tasarım, toplumsal kullanıma yönelik önemli bir çalışma alanı olarak tanımlandı. Bu dönemde tasarımcı kendi rolünü bir sanatçı olarak değil, bir bilgi aktarıcı olarak tanımlıyordu.” Tasarımcı hakkında detaylı bilgiye AIGA‘nın sitesinden ulaşılabilir.
Bu önemli tasarımcı ile ilgili, yapımcılığını Pixiu Film‘in, yazarlığını ve yönetmenliğini Reto Caduff‘ın üstlendiği bir belgesel film çekiliyor. Film, 2010 baharında vizyonda olacak. Design Observer ve Print dergisi, sitelerinde filmle ilgili detaylı haber yapmışlar. Filmin afişini, kolajlarla çalışan ve tarzını çoktandır beğendiğim Christiana Couceiro tasarlamış. Sanırım, “Helvetica” filminden sonra ikinci uzun metrajlı görsel iletişim tasarımı filmini izleyeceğiz. Detaylar filmin sitesinde: www.herbertmatter.net
Benim gibi görsel iletişim tasarımcısı olan eşimin, O kim ki? adlı web sitesinde söyleşisi yayımlandı. O kim ki’den söz etmek gerekirse, sitelerinde kendilerini şöyle anlatmışlar: “Her hafta yeni, yetenekli ve tabii ki cool insanlarla güncel söyleşiler gerçekleştiren bağımsız bir aksiyondur. Varlığından mutlu olduğu bireylere sorduğu soruların ve onlardan aldığı yanıtların paylaşım merkezidir.” Ömer Durmaz’dan söz etmeme gerek yok, söyleşiyi okumanız yeterli
“Eğer teknoloji, dizayn ve bilim dünyasına meraklıysanız bugün size önereceğim sitede dünyanın önde gelen bilimadamlarının ve sanatçılarının video sunumlarını izleyebilir ve onlardan esinlenebilirsiniz: www.ted.com web sitesi dünyanın en gelişmiş beyinlerinin 18-20 dakikalık sunumlarından oluşuyor. şuan için web sitesi 200 e yakın sunumu bünyesinde barındırıyor ve şimdilik tamamen ücretsiz olarak bütün sunumları izleyebiliyorsunuz. dünyaya farklı bir pencereden bakmak istiyorsanız, ne yapıp edip günde bir 20 dakikanızı bu sunumları izlemeye ayırın.”
Bildirgeç‘te, TED‘le ilgili haberin metni bu şekilde. Haberin sahibi haksız sayılmaz, TED’i takip etmek lazım, ne var ki sunumların Türkçe alt yazılı olmaması sorun olabiliyordu. Bir grup gönüllü bu soruna el atmış ve çözüm üretmiş. Artık tümü olmasa da birçok sunum Türkçe alt yazılı olarak TED’in sitesinden yayımlanıyor! Anlaşılan, gün geçtikçe yenileri de eklenecek. Bana düşen de emeği geçenlere teşekkür etmek. Haber için seçtiğim sunum Stefan Sagmeister‘e ait: “Öğrendiklerim Üzerine”
“1962 yılında Avusturya’nın Brezeg kasabasında doğan Stefan Sagmeister, liseyi bitirdikten sonra kısa bir süre yerel mühendislik okulunda eğitim görmüştür. Aynı yıllar içerisinde, Alphorn adındaki bir dergiye yapmış olduğu illustrasyon ve sayfa düzeni sayesinde mühendisliğin ona göre olmadığını fark etmiş ve grafik eğitimi almaya karar vermiştir. Daha sonra Viyana Uygulamalı Sanatlar Üniversitesi’nin grafik bölümünde okumuş ve bu yıllar içinde Sagmeister, birçok kampanyada tasarımcı olarak yer almıştır. Eğitimini birincilikle tamamlamasının ardından, Viyana şehri tarafından 1000 Dolarlık bir ödülle onurlandırılmıştır. Bunun ardından Sagmeister, New York Pratt Institute’de okuma fırsatını sunan Fulbright bursunun kazanmış ve yüksek lisans derecesiyle mezun olmuştur. Sagmeister’ın, mühendislik eğitimini bırakıp, grafik eğitimi aldığı sıralarda, Alphorn dergisinin ‘Anarchy’ yayını için yaptığı bir afişte, bir okula gidip, öğretim elemanlarını, öğrencilerin okul bahçesinde bir ‘A’ harfi oluşturacak biçimde uzanmalarına ve okulun çatısından bu görüntünün fotoğrafını çekmek için ikna etmiştir. Böylece Sagmeister, tasarımlarındaki duruşunun sinyallerini veren ilk grafik uygulamasını gerçekleştirmiştir. Eğitimini tamamlayıp New York’a gittiğinde henüz 19’unda olan Sagmeister, buradaki eğitimi boyunca işlerindeki en baskın özellik olan mizah yönünü ortaya çıkarmıştır. O dönemde, kız arkadaşı, Sagmeister’dan her birine 1 dolardan fazla vermesi gerekmeyecek kartvizitler tasarlamasını istemiştir. Bu isteğin karşısında Sagmeister, mizah yönünü kullanarak karvizitleri 1 dolarların üzerine basarak oluşturmuştur. Sagmeister, Amerika’da, geçirdiği üç yılın ardından, zorunlu askerlik için ülkesi Avusturya’ya dönmüştür. Askerliğinden sonra Avusturya’da grafik tasarımcı olarak çalışmış, ardından Leo Burnett reklam ajansında çalışmak üzere Hong Kong’a yerleşmiştir. Bazı nedenlerle Hong Kong’tan ayrılmak zorunda kalan Sagmeister, Tibor Kalman’ın M&Co adlı ajansında çalışma hayalini gerçekleştirmek üzere girişimlerde bulunmuştur. Uzun süre Tibor Kalman’ı ikna etmek için çabalamış ve sonunda hayalini gerçekleştirmiştir. Birkaç ay sonra Kalman, stüdyosunu kapatıp Paris’e gitmiştir. Bunun üzerine Sagmeister, Kalman’ın öğütlerinin ışığında üç kişiden – kendisi, bir tasarımcı ve bir stajyer – oluşan Sagmeister Inc.’i kurmuştur. Sagmesiter, 1993’ten beri, Rolling Stones, David Byrne, Lou Reed, Aerosmith ve Pat Metheny gibi dünyaca ünlü müzik grupları ve şarkıcıların CD ambalajlarına ve grafik tasarımlarına imzasını atmaktadır. Bu işlerin arasında ayrıca, konuşma girişimlerini tanıtan düşünce tetikleyici afişler gibi ilgi çekici bulduğu seçme projelerle uğraşmaktadır.” (Design Museum sitesinden yararlanılmıştır.) Segmeister’la ilgili şurada da yararlı olabilecek bilgiler var, ilgililere duyurulur
Marka 2009 konferansı için 17–18 Aralık tarihleri arasında bir sunum yapmak üzere Türkiye’ye geleceği açıklanan Sagmeister’ı izleyebilmek için 1100 Euro’yu gözden çıkarmanız gerekmekte, tabii varsa
olmayanlar yukarıdaki sunumla bu öğünü geçiştirebilirler