Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik Tasarım Bölümü mezunu… Halen İzmir’de, MMO Basın Danışmanlığı ve Halkla İlişkiler’de görsel iletişim tasarımcısı olarak çalışıyor.
Markam, Ardan Ergüven‘in tasarladığı yeni kurumsal kimliğine kavuştu. 2001 yılında Güven Borça tarafından Marka İletişim Yönetimi alanında Türkiye`nin ilk şirketi olarak kurulan Markam A.Ş. çehresini yeniledi. Markam’ın yeni logosunu Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi Ardan Ergüven tasarladı. Ergüven; Markam’ın güçlü ve uzman kişiliğini abartısız bir şekilde göstererek, Markam markasının gerektiğinde bağımsız olarak kullanılabileceği bir sistem yarattı. Bu yalın yaklaşımla, kendisini değil de işlerini/müşterilerini öne çıkarmayı tercih eden Markam’ın profesyonel çalışma anlayışının yansıtılması hedeflendi. Proje kapsamında Markam’ın basılı dokümanları, sunum araçları ve web sitesi yeniden tasarlandı. Markam yeniliğe olan tutkusunu Türkiye’de bir ilk olarak kartvizitlerine eklediği “tag” sistemiyle gösterdi. Markam kurumsal kimliğinin yenilenme sürecini yöneten H. Funda Baydur; Markam’ın güçlü markalar yaratmak ve markalarına değer katmak isteyen firmalara, pazarlama danışmanlığı ve marka yönetimi hizmetlerini geliştirerek sunmaya devam edeceklerini belirtti.
Şefliğini Celina Tio‘un yaptığı restorantın yemekleri hakkında yorum yapamasam da kurumsal kimliğini beğendim. Tasarımın parçaları; çocukluğumuzdan beri iyi bilinen işaretler ve depolanan mutfaklardan yola çıkılarak oluşturulmuş. Yaratıcı ekibi ise Brent Anderson, Nathaniel Cooper, Jordan Michael Gray
La Charcuterie, Vancouver‘da bilinen en iyi ve en çılgın restaurant. Kurumsal kimlik çalışmalarını görünce iştahım kabarmadı da değil! Salam ve sucuk dilimlerinden oluşan kurumsal kimliğin yaratıcısı, Rethink. Başlıklı kâğıt grubu için kullandıkları özel kâğıt ise, ürünleri paketlemede kullanılan kraft kâğıdın ta kendisi… Rethink’in diğer ilginç kurumsal kimlik çalışmalarını görmek için tasarım ofisinin web sitesini ziyaret etmenizi öneririm.
Transformer Studio, Rusya, Moskova’da faaliyet gösteren, ağırlıklı olarak kurumsal kimlik tasarımı üzerine uzmanlaşmış, web tasarımı da yapan bir tasarımevi. Tasarımları kadar, web sitelerini de beğendim; işlerini büyük büyük koymaları işlevsel olmuş.

Ömer Durmaz'ın yazısında kullanılan logoların tasarımı: Oscar Bjarnason (www.analog.sys.is)
MediaCat dergisi Haziran 2009′da “Tasarım” adlı bir ek verdi. Yılda iki kere, altı ay arayla yayımlanacak ekin editörlüğünü, her sayı farklı bir tasarımcı üstlenecekmiş. İlk sayısını Alametifarika‘nın yaratıcı yönetmeni ve kurucularından Uğurcan Ataoğlu hazırlamış. Ataoğlu, “Markanın ilahi parçacığı” başlıklı sunuş yazısında “Tasarım konusu bana fazla büyük. Avucuma sığacak bir parçasını koparmam lazım. Markaların logoları ve görsel dünyalarıyla oynamak her zaman daha fazla ilgimi çekmiştir.” bu ilk sayının kapak konusunu belirlemiş. MediaCat Tasarım’da, Serdar Erener’in de “Ben bu logo işinde bi kelek olduğunu biliyodum” başlıklı bir yazısı yer alıyor. Erener, yazısında Martin Lindstrom‘un Tasarım ekinde yer alan “Markanızı parçalayın!” yazısına atıfta bulunarak iddialarda bulunuyor. Tartışmanın önemli bir parçası olan “logo” ile ilgili yargılara A. Selim Tuncer hem blog’undan hem de yazarı olduğu The Brand Age dergisinden itirazlarını sürdürüyor. Haziran ayından bu yana epey bir süre geçmiş olmasına rağmen, konu halen sıcaklığını koruyor gibi. Bu süre içerisinde, görüş bildirenler arasına eşim de (Ömer Durmaz) katıldı. O da, konuyu daha geniş çapta ve farklı bir platformda tartışmaya açabilmek için Radikal Tasarım Gazetesi‘nde bir yazı kaleme aldı.
Konuyla ilgili yazılanların bağlantılarını aşağıya sıralıyorum. Yazılanlar sayesinde logo ile ilgili bilgilerimi tazeledim
Bağlantılardaki yorumları da okumanızı tavsiye ederim; tartışmanın gelişimine birçok kişi katkıda bulunmuş. İnternetin de işte bu güzelliği var: “Geribildirim”