Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik Tasarım Bölümü mezunu… Halen İzmir’de, MMO Basın Danışmanlığı ve Halkla İlişkiler’de görsel iletişim tasarımcısı olarak çalışıyor.
1980-2010 yılları arası müzik endüstrisinin değişimini anlatan güzel bir bilgilendirme çalışması. (Alıntıdır)
Yayımına yeni başlayan online tasarım dergisi Ntsmag’ın editörü Volkan Ekşi. İçerisinde çeşitli röportaj, haber, kitap tanıtımı, yazar yayımları ve çevirilerin bulunduğu her gün yeni bir tanesinin eklendiği vazgeçemeyeceğiniz faydalı bir online yayın. Emeği ve bize kazandırdıkları için Volkan Ekşi’ye teşekkür eder ve sitede yayımlamış olduğu Emir Rıfat Işık’a ait bir yazıyı sizinle paylaşmak isterim.
———-
Mavi havuç gerçek olabilir mi?
Bana bir imkan verilse; 5 yaşındaki halimi ve o yaşta çevreyle olan algı düzeyimi yeniden deneyimleyebilmek isterdim. İç dünyamın kapılarını yeniden zorladığım şu günlerde; sizlere tasarım ve algıdan bahsetmek istiyorum. Farkında olmak ve farkındalık kazandırmak için.
Unutmadığım cümlelerden biridir; “İyi bir tasarımcı olmak için çocuk olmak gerek”. Dünyaya çocukların gözünden bakabilmek, onlar gibi düşünebilmek. Çocukların algı düzeyleri 6 yaşına kadar sonsuz ilişkilendirme ve benzetme sisteminde çalışıyor, onlar için her şey olabilir düzeyde. Mavi bir havucun gerçek olabileceği kadar mümkün ve sınırsız. Algı dünyasında yeni kapılar aralamak için bütün sınırlandırmalardan kurtulmak, var olmuş tüm senaryoları bir süreliğine de olsa devredışı bırakmak gerekiyor. İç dünyaya yolculuk algıyı disipline etmek serbest kalması için sürekli kulağına fısıldamak..
Bu bilinci kazandığım andan itibaren özel bir kreşte, bir grup çocukla yaratıcı çalışmalar gerçekleştirdim. Gözlemlerim etkileyiciydi. Yolcu uçağının kanatlarının çimlerle kaplı olması, insanların üzerinde yaşam ve eğlence alanlarının oluşturması ve daha neler neler. Çocukların ki gibi önümüzde var olan kullanım senaryosunu tamamen yok ettiğimizde algıdaki ışık patlaması bize yepyeni kapılar açacak ve o ışıklardan ayakları yere basan ama kesinlikle farklı olan bir sonuca ulaşabileceğiz.
Şimdi sürecin biraz daha ilerisine gitmek istiyorum. Elimizdeki kavramlar veya yaratmak istediğimiz duygular nasıl sembolik hale geliyor. Beynimizin içindeki birbirine sonsuz şekilde denk gelme ihtimali olan yumak diye tabir ettiğim varlık, bir oyun, belki de bir mucize, çizgiler, yüzeyler, köşe, kenar, doku, renk, oran, ritm, vurgu, hareket.
Yakaladığımız kavramlar ortaya çıkarmak istediğimiz duygulara vermek istediğimiz mesajlara göre beynin üst üste getirdiği çizgiler bütünü. Her seferinde yeni bir yol yeni bir şekil. Deneyim, gözlemlerimiz sonucu her duyguya kodlanmış çizgiler, bir daha ki sefere kullanmak için malzeme deposuna gönderiliyor. Bizimde iyi gözlem yapmak, doğru duygular için doğru çizgileri, renkleri, dokuları görmemiz gerekiyor. Bu anlattığımı basit bir grafiğe çevirirmek gerekirse ortaya aşağıdaki gibi bir şey çıkar.
Çizgilere, renklere, formlara, dokulara karşılık gelen duyguların olduğunun bilincinde olarak -ki araştırılması ve irdelenmesi gereken önemli bir konudur bu- bazı seçimler yapmalıyız. Çünkü hiç birşey rastlantı değildir. Kendimize ve çevremize daha dikkatli kulak verdiğimizde, algılarımız açıksa beynimiz doğru fotoğrafları yakalayacaktır. Algı yelpazemizi 360 derece açıp, etrafımıza çizilmiş sınırların dışına çıkmaktan korkmamak gerekiyor. Çünkü insanlar bilmediklerini yaşamayı alışkanlık etmeseler, mutlu olmaya ihtiyaçları olmazdı.
Emir Rıfat Işık
————-
Birincisi 2010’da yapılan 2. Tasarım Yürüyüşü, bir tasarım grubu olan Tasa’nın etkinliği. Temel amacı grafik tasarımın toplumsal itibarını artırmak olan Tasa, sokağa attığı ikinci adımda meslektaş ve tasarım dostlarını endüstriyel tasarımcılar ile birlikte “disiplinlerarası” başlığı altında yürümeye çağırıyor.
4 Haziran 2011, Cumartesi günü yapılacak etkinliğe Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu ve İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü de destek veriyor. 60 tasarım dostu, bir flamanın arkasından ikili kol halinde yürüyor. Karaköy’den Yüksekkaldırım Asmalımescit güzergâhını takip ederek Galatasaray’a ulaşırken 2 sergi, 1 proje ve 1 tasarımcıyla karşılaşarak 1 tasarım ofisinde duraklıyor.
Tasarımcılar bir caddenin karmaşası içinde, insanların arasından yürüyerek meslektaşlarıyla sahici bir iletişim kurarak; birlikte “iş”lerin değil, nesneler, mekânlar ve onların öznesi ya da nesnesi olmuş insanlar içinden yürüyüp geçecek. Aynı yollarda yürüyen, aynı araba kornası sesiyle sıçrayan meslektaşlar olduklarını hatırlayacak.
Tasarımcılar Beyoğlu’ndan geçecek!
Tasarımcılar ve tasarım dostları bu yürüyüşte Galata Fotoğrafhanesi’nde Aslı Kıyak’ın sunumuyla “Made in Şişhane” projesini dinleyecek. Aynı mekanda “Işıklar Arasındaki Şişhane” ve “Dutch Design Made in Şişhane” filmlerini izleyecek. Serdar-ı Ekrem Sokak’taki design showroom’ları ve moda evlerini selamlayarak, İKSV Tasarım Mağazası’ndaki MoMA Destination İstanbul Koleksiyonunu görecek. İKSV Salon’da Endüstriyel Ürün Tasarımcısı Oya Akman ile sohbet ederek tasarım kavramına yaklaşımını ve mesleki duruşunu dinleyecek.
Yürüyüş, Karaköy’den, Mimarlar Odası sergi salonundaki 30. GMK-Grafik Ürünler Sergisi’nden başlıyor. Başlangıç noktası olarak bu etkinliğin seçilmesi rastlantı değil. Türkiye görsel iletişim tasarımında güncel durumun bir özetiyle başlayan Tasarım Yürüyüşü, disiplinlerarası bir tasarım ofisi olan Demirden Tasarım’da son buluyor..
Yürümeyi de biliriz, eğlenmeyi de…
Yürüyüş bitse de muhabbet ve kaynaşma gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam ediyor. Yürüyüş katılımcıları ve destekçileri akşam da Hayal Bistro’da partiye davetli.
Haydi tasarım disiplinleri arasından yürümeye!
Yürüyüş programı ve ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Genç ve yetenekli tasarımcı Çağrı Çankaya, müthiş bir projeyle sanat yönetmeni olarak çalıştığı ajansından istifa edip uzun bir seyahate çıkıyor. Projenin amacı; tasarım yaparak hayatta kalmak. Ama bunu dünyanın çeşitli ajanslarında belirli sürelerde çalışarak başarabilmek. Projenin sonunda ise çıkartacağı kitabın gelirini Greenpeace ve Unicef’e bağışlamak. Macera deyin, çılgınlık deyin, bir ütopya deyip gülümseyin. En önemlisi ilk adımı atabilmek. Bunun için Çağrıyı yürekten kutluyorum ve projesinde uzun yolculuklar diliyorum… Yaşanacak olan ilginç hikayeleri sabırsızlıkla bekliyoruz. Blogun takipte olacak ![]()
Bol şans
İzmir’de, sadece gazete ve dergi reklamları arasında 2003 yılından bu yana yapılan ‘Kırmızı Ödülleri’ çerçevesinde bu yıl ilk kez, İstanbul dışında yer alan reklamcı ve reklam verenlere daha kapsamlı ulaşmak amacıyla düzenlenen ve 60 ajansın 378 reklam ile katıldığı
“Kırmızı Bölge Basında En İyiler Reklam Ödülleri” sahiplerini buldu.
İşte size KIRMIZI BÖLGE’nin en iyilerinden seçmeler
“Basında En iyi Gıda – İçecek Reklamı”. Ajans: Reklam Merkezi

“Basında En İyi Ulusal Gündem Bağlantılı Reklam”. Ajans: Ajans Akılişi

“Basında En İyi Yerel Gündem Bağlantılı Reklam”. Ajans: Arsel Group

“Basında En İyi Perakenda Reklamı”. Ajans: Mandalina Reklam
“Basında En İyi Dergi Reklam Kampanyası”. Ajans: Parma Reklam
“Basında En İyi Kurumsal İmaj Reklamı”. Ajans: Reklam Merkezi
“Basında En İyi Eğitim ve İK Reklamı”. Ajans: ANL Creative

Kapak fotoğrafı: Emre Güven
“MediaCat Tasarım”ın Ekim ayı eki “Şaka Tasarlamak”. İçeriği; Alper Canıgüz, Anthony Burrill, Ayşe Düzkan, Cem Yılmaz, Elif Batuman, Steven Heller, Vedat Özdemiroğlu ve Peter Sellers’dan oluşan ek’in editörü Kurtcebe Turgul. Şaka üzerine yapılan ropörtajlar, deneme yazıları ve tarihçesini ŞAKA gibi anlatan ekibin (Arda Erdik, Hakan Bıçakcı, Erdem Köksal, Mert Kunç, Koray Ekremoğlu, Barış Sarhan, Orhan Öztürk, Ömür Kula, Sedat Dündar, Banu Yantur ve Medina Turgul DDB) eline sağlık diyoruz. Ek’i kesinlikle satın almanızı tavsiye ederim. Alamayıp kaçıranlar için de internet ortamında şakalamanız mümkün. Lay-out tasarımı ve baskı kalitesi de pek hoşuma gitti. Belirtmeden geçemedim
İlki 2007 tarihinde İzmir Fransız Kültür Merkezi ve K2 Güncel Sanat Merkezi’nin kurumsal çerçevesinde yer almış çağdaş sanat trienalinin ikincisi “PORT İZMİR 2”, 29.09.- 30.11.2010 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Sergi yapımcılığını Düsseldorf’ta çalışan Sanat Tarihçisi Dr. Necmi Sönmez’in üstlendiği etkinliğin teması:
“SESSİZLİK _FIRTINA”.
“Öngörülen sergi etkinliği, güncel sanat ile toplum arasında etkin bir diyalog yaratarak, İzmir’de sanatın üretilmesi kadar tartışılması ve güncel hayata dönüştürülmesini de hedeflemektedir. Bu noktadan hareketle davet edilecek sanatçıların seçimi, sergileme alanlarının belirlenmesi ve yan etkinliklerin programlanması, ana hedefe uygun olarak sürdürülmektedir. Sanatçıların ve proje partnerlerinin seçimiyle birlikte projenin ulusal ve birleşik ortamdaki çizgisi belirlenme sürecindedir. Bu çerçevede İzmir’in eski çağlardan beri etkin bir Akdeniz liman kenti olması nedeniyle, ülkeler ve kıtalar arasındaki kültürel diyaloğa destek olan sosyal yapısı, planlanan etkinlikte yön gösterici olarak yorumlanmaktadır.”
İzmir Fransız Kültür Merkezi müdürü Jean Luc Maeso ve K2 Güncel Sanat Merkezi’nin kurucusu Ayşegül Kurtel’in organizasyonuyla gerçekleşen trieanalin, görsel tasarımları Ömer Durmaz’a ait.
Program için tıklayınız.
Feyziye Mektepleri Vakfı, Işık Üniversitesi ve İstanbul Ekslibris Derneği, 33. FISAE Uluslararası Ekslibris Kongresi’ni ve Ekslibris Sergileri’ni düzenleniyor. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın da desteklediği kongrede 30’a yakın ülkenin ekslibris sanatçıları ve koleksiyoncuları bir araya gelerek, ekslibris değiş tokuşu yapacaklar, İstanbul’u tanıma fırsatı bulacaklardır. Işık Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyesi, FISAE ve İstanbul Ekslibris Derneği Başkanı Prof. Dr. Hasip Pektaş’ın başkanlığında organize edilen Ekslibris Kongresi, 25 – 29 Ağustos 2010 tarihlerinde Işık Üniversitesi Maslak Yerleşkesi’nde gerçekleşecek, sadece katılımcılar katılabilecektir.
Kongre kapsamında, Galeri Işık Teşvikiye’de; Ödül Alan Ekslibrisler, Maslak’ta Galeri Işık Istanbul’da; 540 ekslibristen oluşan Uluslararası Ekslibris Yarışması Sergisi, her biri 100’er ekslibristen oluşan Japonya’dan Ichigoro Uchida Koleksiyonu, Avusturya’dan Heinrich R. Scheffer Koleksiyonu, Rusya’dan Moskova Ekslibris Müzesi Koleksiyonu, Çin’den Çin Ekslibris Derneği ve Şanghay Fu Xihan Zhai Ekslibris Derneği Koleksiyonu Sergileri ile Mühürlü Eski Kitap Sayfaları, Önceki Kongrelerden Anılar ve Türk Ekslibris Sanatçıları Sergileri, IMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi’nde; İstanbul Ekslibris Müzesi Koleksiyonu ve Sırbistan’dan Bogdan Kršić Ekslibris Sergisi, Işık Üniversitesi Şile Yerleşkesi’nde ise Uluslararası Ekslibris Yarışması Sergisi yer alacaktır.
Sergiler, 29 Ağustos – 30 Eylül 2010 tarihlerinde izlenebilecektir.
Yer: Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Galeri Işık İstanbul, Maslak – İstanbul
Ayrıntılar: www.ekslibris.org
Kataloglar: Yarışma kataloğu, Koleksiyon kataloğu, Bogdan Kršić kataloğu
“Ülkemizde bisiklet kullanımı gittikçe artarken, yol bisikleti kullanımı da yavaş yavaş yaygınlaşmaya başladı. Yerli bisiklet üreticileri de, bu trende uygun olarak, birkaç yıldır ürün gamlarında yol kadrolarına daha çok yer verir oldular. SEDONA markasıyla piyasada yer alan Aslı Bisiklet bu firmalardan biri. Firma bu sene, yazar/çizer ve bisiklet sever Aydan Çelik ile beraber değişik ve heyecan veren bir projeye imza attı. Grafiklerini Aydan’ın tasarlayıp çizdiği karbon bir yol bisikleti: İSTANBUL!”
Yazının devamını buradan okuyabilir ve İstanbulsedona’nın ayrıntılarını web sitesinden inceleyebilirsiniz.
Grafik Tasarımcılar Sokağa Çıkıyor!
Tasarımcılar, grafik tasarımın bugününden başlangıcına yürüyor.
Tasarım Yürüyüşü, çiçeği burnunda bir tasarım grubu olan Tasa’nın ilk etkinliği. Temel amacı grafik tasarımın toplumsal itibarını artırmak olan Tasa bu alandaki ilk adımını sokağa doğru atıyor ve tasarım dostlarını grafik tasarım için yürümeye çağırıyor. 5 Haziran 2010, Cumartesi günü yapılacak etkinliğe Grafikerler Meslek Kuruluşu da destek veriyor. 30 tasarım dostu, omuzlarında heybeleriyle bir flamanın arkasından ikili kol halinde yürüyor. Karaköy’den tarihi yarımadanın içine doğru ilerleyerek üç meydan ve bir köprü geçiyor, bir sergi, iki üstad atölyesi, bir han ve bir müzede duraklıyor.
Müsaitseniz tasarımcılar ustalarına gelecek!
Tasarımcılar ve tasarım dostları bu yürüyüşte Sait Maden ustayı atölyesinde ziyaret edip dinleyecek ve imzalı kitabını alabilecek. İlhan Bilge ustayla çalışma ortamında muhabbet edecek, hat ustası Emin Barın’ı anacak. Karaköy’den Sultanahmet Meydanı’na kadar uzanan bu bir günlük etkinlik boyunca, grafik tasarımcılar yan yana yürüyeceği meslektaşlarıyla sohbet edip İstanbul’un eski kent dokusunu yakından soluyacak. Yürüyüş, Karaköy’den, Mimarlar Odası sergi salonundaki 29. GMK-Grafik Ürünler Sergisi’nden başlıyor. Başlangıç noktası olarak bu etkinliğin seçilmesi rastlantı değil. Tasarım Yürüyüşü, Türkiye görsel iletişim tasarımında güncel durumun bir özetiyle başlıyor ve modern grafik tasarımın başlangıcı olarak kabul edilen İhap Hulusi’ye selam durarak bitiyor. Karaköy’den başlayan ve Galata Köprüsü, Eminönü ve Sirkeci Meydanları ve Cağaloğlu’ndan geçerek, iki ustanın atölyesinde soluklanan Tasarım Yürüyüşü Çemberlitaş’ta Emin Barın’a saygı için duraklıyor ve Sultanahmet Meydanı’ndaki İhap Hulusi Görey Galerisi’nde son buluyor.
Yürümeyi de biliriz, eğlenmeyi de…
Yürüyüş bitse de muhabbet ve kaynaşma gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam ediyor. Yürüyüş katılımcıları ve destekçileri akşam da Ghetto Teras Peymane’nin açılış partisine davetli. Haydi tasarım yürüyüşüne, meslektaşlarla bir gün geçirmeye!
5 Haziran 2010, Cumartesi, İstanbul
Güzergah ve program
29. GMK Grafik Ürünler Sergisi, Karaköy; 10:00
Sirkeci Postahanesi merdivenlerinde fotoğraf molası, Sirkeci; 11.45
Sait Maden Stüdyosu, Cağaloğlu; 12:15
Yemek Molası, Cağaloğlu; 13:30 – 14:30
İlhan Bilge Stüdyosu, Cağaloğlu; 14:45
Barın Han önünde Emin Barın’a saygı, Çemberlitaş; 16:00
Çay simit molası, Sultanahmet; 16:30
İhap Hulusi Görey Galerisi, Sultanahmet; 17:00 – 18:00
Ghetto Teras Açılış Partisi, Beyoğlu; 19:30
Tasarımı “Studio 3”e ait olan, tipografinin temel kurallarını eğlenceli bir dille anlatan müthiş bir kitap: hyperactivitypography



Küratörlüğünü Majid Abbasi’nin yapmış olduğu PERSIANISSIMO “Çağdaş İran Afişleri Sergisi”; İtalya, Kıbrıs, İstanbul ve Amerika’da olmak üzere esintisini 4 farklı mekâna taşıyacak. İstanbul’daki durağı ise Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi. Serginin açılış tarihi: 5 Nisan 2010, saat: 17.00’de Güzel Sanatlar Fakültesi Kampüsü Acıbadem’de ziyaretlerinizi beklemekte. (MÜ GSF’deki serginin organizasyonunu Grafik Sanatlar Bölümü’nden Ardan Ergüven gerçekleştirmekte.)
İzmir Ekonomi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü, İzmir’e çok önemli bir konuk getirdi. Amerikalı grafik tasarımcı David Gibson. Bilgilendirme – Yönlendirme Sistemleri konusunda dünyanın önde gelen tasarımcılarından biri olan Gibson, New York’ta “Two Twelve Associates” adlı stüdyosunda çalışmalarını devam ettirmekte. Bilgilendirme tasarımı üzerine geçen yıl çıkarmış olduğu “The Wayfinding Handbook” isimli kitabı bulunmakta. 31 Mart çarşamba günü saat 10:00’da İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde Yönlendirme Sistemleri üzerine bir konferans verecek. Bu önemli konferansa katılmanızı tavsiye ederim.
Afişler ve İkonlar birbirlerine göndermede bulunan, bu nedenle aynı galeride aynı zaman diliminde yer alan iki sergi.
Afişler, genç bir tasarımcının sorunsallaştırdığı ya da bizzat içinde yer aldığı, tasarım, sanat, edebiyat, tarih ve fizik disiplinlerine ait etkinlikler için 2004–2009 yılları arasında ürettiği işleri içeriyor. Ait oldukları programın iletişimini gerçekleştirmiş, dolayısıyla işlevini tamamlamış olan bu afişler, birbirleriyle ilişki kuran yeni bir kurgu düzeniyle bir araya gelerek, tasarımcının sergi alanında ürettiği kişisel söz alanını işaret eden gösterge kimliği kazanıyorlar; yeni bir hikâyeyi üretiyorlar. Bu hikâye, tasarımcının diğer disiplinlerden beslenme sürecini ve grafik tasarım diline taşıma biçimlerini anlatıyor.
İkonlar sergisinde yer alan 2004–2009 yılları arasında üretilmiş imgeler, ait oldukları afiş, kitap kapağı, broşür ve web banner gibi mecralardan kurtularak beyaz bir yüzeyde sergileniyor. Onlara eşlik eden diğer elemanlar ise, tasarımcının yazmış olduğu makaleler, katıldığı sempozyum ve sohbetlerden derlediği kısa metinlerden oluşuyor. Farklı zaman dilimleri içerisinde, farklı program ve durumlar için üretilmiş imge ve metinler arasında kurulan bu ilişki, tasarımcının zihinsel üretim sürecini yansıtan gösterme ve okutma araçlarına dönüşüyor.
Sergi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik Tasarım Bölümü’nün eğitim kadrosunda öğretim üyesi olan Sinan Niyazioğlu’na ait. Sergi açılışı ve sergi söyleşisi 6 Mart 2010 tarihinde K2 Sanat Merkezi’nde (Cumhuriyet Bulvarı No: 54 Büyük Kardıçalı Han Kat: 2 Konak–İzmir), saat 17:30’da.
Berat İlk’in hazırladığı Canlandıranlar Yetenek Kampı projesi, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri çerçevesinde, Berat İlk ve İstanbul Bilgi Üniversitesi VCD Bölümü ortaklığıyla gerçekleştirilmeye başlanıldı.
Türkiye’deki canlandırma sinemasının mevcut durumu göz önüne alınarak, 2008 yılında Berat İlk tarafından hayata geçirilen Canlandıranlar, animasyon için çalışan, emek veren, üretim yapan ya da yapmak isteyen kişilere odaklanıyor. Kâr amacı gütmeyen ve teknik ayrım gözetmeyen bu oluşum dâhilinde, canlandırma sineması yapmak isteyenler hem eğitim hem üretim olanaklarına sahip oluyorlar.
Canlandıranlar Yetenek Kampı, 2010 yılı aylarında 4 ay boyunca sürecek, animasyon eğitimini ve üretimini kapsayan bir projedir. Film gramerinden senaryoya, animasyon tekniklerinden kurguya kadar pek çok konuda yapılacak ücretsiz atölye çalışmaları, yerli ve yabancı çeşitli konukların ağırlanacağı bir panel ile bir konferansın gerçekleşeceği projede, başvurular arasından seçilecek İstanbul konulu üç kısa canlandırma filmi üretilecektir.
20 Şubat Cumartesi günü Maltepe Üniversitesi’nde Canlandırmaya Giriş atölyesi gerçekleşecek. Atölyede bir fikrin veya hikâyenin Canlandırma üretimi yapmak üzere görselleştirilmesi aşamalarını katılımcılar ile birlikte irdelenecek. Konsept çizimlerinden başlayarak storyboard panellerine oradan da Canlandırma üretimine geçiş aşamalarında hikâyeyi en iyi temsil edecek olan görsellerin hangileri olabileceği sorgulanacak. Daha sonra Canlandırma aşamasında hareketi oluşturan unsurları, ana ve arapozları, ağırlık, deformasyon ve zamanlamayı tartışıp, kısa Canlandırma denemeleri yaparak atölye çalışması tamamlanacak. Taksim ve Kadıköy’den Maltepe Üniversitesi’ne ücretsiz servisler bulunmaktadır.
Ücretsiz Servis Kalkış Yeri ve Saatleri:
Geliş: Taksim (AKM önü) – Maltepe Üniversitesi saat: 12:00
Kadıköy (Haldun Taner Sahnesi önü) Maltepe Üniversitesi saat: 12:00 ve 13:00
Dönüş: Maltepe Üniversitesi – Taksim (AKM önü) saat: 17:30
Maltepe Üniversitesi – Kadıköy (Haldun Taner Sahnesi önü) saat: 18:00
Canlandırma sinemasına ilgisi olanların kaçırmaması gereken bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Proje hakkında ayrıntılı bilgiye www.canlandiranlar.com adresinden ulaşabilirsiniz.