Dokuz Eylül Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Grafik Tasarım Bölümü mezunu… Halen İzmir’de, MMO Basın Danışmanlığı ve Halkla İlişkiler’de görsel iletişim tasarımcısı olarak çalışıyor.
Sevgili dostumuz Aydan Çelik’in çizgileriyle hayat verdiği sevimli kardeşler Kirazcan ile Kirazım’ın eğlenceli ve heyecanlı maceraları resimli masal kitabı olarak h2o kitap tarafından yayımlanıyor. Dizinin, öyküsünü Yasemin Akbaş’ın kaleme aldığı “Kirazcan ile Kirazım Karakurtçuklara Karşı” adlı ilk kitabının Ekim 2011’de yayımlanmasının ardından bu haftada ikinci hikâye, “Kirazcan İle Kirazım Sihirli İksirin Peşinde” raflardaki yerini aldı. Sihirli İksirin Peşinde kitabının öyküsü yine çizer Aydan Çelik’e ait. Dostların çizgilerinden çıkan resimlemelerle miniklere hikayeler anlatmak çok keyifli olacak
Grafik tasarımcı Theresa Decker; CMYK, Lovely Package, Applied Arts ve designworklife gibi ünlü tasarım portallarında da yer alarak çalışmalarını sürdürmekte. Başarılı işleri arasından seçtiğim kurumsal kimlik tasarımı San Francisco, California’da düzenlenecek 2011 Dünya Barista Şampiyonası için tasarlanan bir tanıtım kampanyası. Diğer çalışmalarına da bir göz atmanızı öneririm.
Tipografik ambalaj tasarımıyla dikkat çeken natural su içersinde hiçbir katkı maddesi bulunmamakta ve kahve yapımı için doğal kafein içermekte. Ürünün tadını kestiremesem de tasarımı böyle bir ürünü Türkiye’deki market raflarında da görebilmek ümidiyle
Hep temiz koli kağıtlarına bayılmışımdır. Rengine, dokusuna, hacmine bakıp değerlendiririm bunları diyerek saklarım. Berni Valenta ise koli kağıtları üzerine grafitti illüstrasyonlar yaparak müthiş bir seri çıkarmış ortaya. Çokta güzel olmuş
1980-2010 yılları arası müzik endüstrisinin değişimini anlatan güzel bir bilgilendirme çalışması. (Alıntıdır)
Yayımına yeni başlayan online tasarım dergisi Ntsmag’ın editörü Volkan Ekşi. İçerisinde çeşitli röportaj, haber, kitap tanıtımı, yazar yayımları ve çevirilerin bulunduğu her gün yeni bir tanesinin eklendiği vazgeçemeyeceğiniz faydalı bir online yayın. Emeği ve bize kazandırdıkları için Volkan Ekşi’ye teşekkür eder ve sitede yayımlamış olduğu Emir Rıfat Işık’a ait bir yazıyı sizinle paylaşmak isterim.
———-
Mavi havuç gerçek olabilir mi?
Bana bir imkan verilse; 5 yaşındaki halimi ve o yaşta çevreyle olan algı düzeyimi yeniden deneyimleyebilmek isterdim. İç dünyamın kapılarını yeniden zorladığım şu günlerde; sizlere tasarım ve algıdan bahsetmek istiyorum. Farkında olmak ve farkındalık kazandırmak için.
Unutmadığım cümlelerden biridir; “İyi bir tasarımcı olmak için çocuk olmak gerek”. Dünyaya çocukların gözünden bakabilmek, onlar gibi düşünebilmek. Çocukların algı düzeyleri 6 yaşına kadar sonsuz ilişkilendirme ve benzetme sisteminde çalışıyor, onlar için her şey olabilir düzeyde. Mavi bir havucun gerçek olabileceği kadar mümkün ve sınırsız. Algı dünyasında yeni kapılar aralamak için bütün sınırlandırmalardan kurtulmak, var olmuş tüm senaryoları bir süreliğine de olsa devredışı bırakmak gerekiyor. İç dünyaya yolculuk algıyı disipline etmek serbest kalması için sürekli kulağına fısıldamak..
Bu bilinci kazandığım andan itibaren özel bir kreşte, bir grup çocukla yaratıcı çalışmalar gerçekleştirdim. Gözlemlerim etkileyiciydi. Yolcu uçağının kanatlarının çimlerle kaplı olması, insanların üzerinde yaşam ve eğlence alanlarının oluşturması ve daha neler neler. Çocukların ki gibi önümüzde var olan kullanım senaryosunu tamamen yok ettiğimizde algıdaki ışık patlaması bize yepyeni kapılar açacak ve o ışıklardan ayakları yere basan ama kesinlikle farklı olan bir sonuca ulaşabileceğiz.
Şimdi sürecin biraz daha ilerisine gitmek istiyorum. Elimizdeki kavramlar veya yaratmak istediğimiz duygular nasıl sembolik hale geliyor. Beynimizin içindeki birbirine sonsuz şekilde denk gelme ihtimali olan yumak diye tabir ettiğim varlık, bir oyun, belki de bir mucize, çizgiler, yüzeyler, köşe, kenar, doku, renk, oran, ritm, vurgu, hareket.
Yakaladığımız kavramlar ortaya çıkarmak istediğimiz duygulara vermek istediğimiz mesajlara göre beynin üst üste getirdiği çizgiler bütünü. Her seferinde yeni bir yol yeni bir şekil. Deneyim, gözlemlerimiz sonucu her duyguya kodlanmış çizgiler, bir daha ki sefere kullanmak için malzeme deposuna gönderiliyor. Bizimde iyi gözlem yapmak, doğru duygular için doğru çizgileri, renkleri, dokuları görmemiz gerekiyor. Bu anlattığımı basit bir grafiğe çevirirmek gerekirse ortaya aşağıdaki gibi bir şey çıkar.
Çizgilere, renklere, formlara, dokulara karşılık gelen duyguların olduğunun bilincinde olarak -ki araştırılması ve irdelenmesi gereken önemli bir konudur bu- bazı seçimler yapmalıyız. Çünkü hiç birşey rastlantı değildir. Kendimize ve çevremize daha dikkatli kulak verdiğimizde, algılarımız açıksa beynimiz doğru fotoğrafları yakalayacaktır. Algı yelpazemizi 360 derece açıp, etrafımıza çizilmiş sınırların dışına çıkmaktan korkmamak gerekiyor. Çünkü insanlar bilmediklerini yaşamayı alışkanlık etmeseler, mutlu olmaya ihtiyaçları olmazdı.
Emir Rıfat Işık
————-
Kolaj, serigrafi, fotoğraf, boya ve dijital teknikleri bir arada kullanarak el yapımı illüstrasyonlar oluşturan Martin O’Neill’in çeşitli çalışmaları bulunmakta. Ana üretim malzemesi kağıt olunca belli ki ciddi bir arşive sahip. Sitesine bakarken bir de bloguna göz atın derim.
Kiko-Kids, çocuklar için ahşap oyuncaklar konusunda uzmanlaşmış bir japon markası. Ashiato japon tarzı sandaletlerle minik ayakları ele veren, pati izlerinden oluşan bir konsept oluşturmuşlar. Meraklı maymun, gezgin sincap ve gizemli pandanın kumsal maceralarını izlemek çok eğlenceli olacak
Keşke 37 numarası da olsaydı
Jopan minimalistik satış mağazası Muji, hem çocuklar için hem de yetişkinler için eğlenceli bir seyahat aksesuarı yarattı. Seyahatler, çanta ve bavullara verilen karakterlerle çok daha eğlenceli geçecekler
Birincisi 2010’da yapılan 2. Tasarım Yürüyüşü, bir tasarım grubu olan Tasa’nın etkinliği. Temel amacı grafik tasarımın toplumsal itibarını artırmak olan Tasa, sokağa attığı ikinci adımda meslektaş ve tasarım dostlarını endüstriyel tasarımcılar ile birlikte “disiplinlerarası” başlığı altında yürümeye çağırıyor.
4 Haziran 2011, Cumartesi günü yapılacak etkinliğe Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu ve İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü de destek veriyor. 60 tasarım dostu, bir flamanın arkasından ikili kol halinde yürüyor. Karaköy’den Yüksekkaldırım Asmalımescit güzergâhını takip ederek Galatasaray’a ulaşırken 2 sergi, 1 proje ve 1 tasarımcıyla karşılaşarak 1 tasarım ofisinde duraklıyor.
Tasarımcılar bir caddenin karmaşası içinde, insanların arasından yürüyerek meslektaşlarıyla sahici bir iletişim kurarak; birlikte “iş”lerin değil, nesneler, mekânlar ve onların öznesi ya da nesnesi olmuş insanlar içinden yürüyüp geçecek. Aynı yollarda yürüyen, aynı araba kornası sesiyle sıçrayan meslektaşlar olduklarını hatırlayacak.
Tasarımcılar Beyoğlu’ndan geçecek!
Tasarımcılar ve tasarım dostları bu yürüyüşte Galata Fotoğrafhanesi’nde Aslı Kıyak’ın sunumuyla “Made in Şişhane” projesini dinleyecek. Aynı mekanda “Işıklar Arasındaki Şişhane” ve “Dutch Design Made in Şişhane” filmlerini izleyecek. Serdar-ı Ekrem Sokak’taki design showroom’ları ve moda evlerini selamlayarak, İKSV Tasarım Mağazası’ndaki MoMA Destination İstanbul Koleksiyonunu görecek. İKSV Salon’da Endüstriyel Ürün Tasarımcısı Oya Akman ile sohbet ederek tasarım kavramına yaklaşımını ve mesleki duruşunu dinleyecek.
Yürüyüş, Karaköy’den, Mimarlar Odası sergi salonundaki 30. GMK-Grafik Ürünler Sergisi’nden başlıyor. Başlangıç noktası olarak bu etkinliğin seçilmesi rastlantı değil. Türkiye görsel iletişim tasarımında güncel durumun bir özetiyle başlayan Tasarım Yürüyüşü, disiplinlerarası bir tasarım ofisi olan Demirden Tasarım’da son buluyor..
Yürümeyi de biliriz, eğlenmeyi de…
Yürüyüş bitse de muhabbet ve kaynaşma gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam ediyor. Yürüyüş katılımcıları ve destekçileri akşam da Hayal Bistro’da partiye davetli.
Haydi tasarım disiplinleri arasından yürümeye!
Yürüyüş programı ve ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
Genç ve yetenekli tasarımcı Çağrı Çankaya, müthiş bir projeyle sanat yönetmeni olarak çalıştığı ajansından istifa edip uzun bir seyahate çıkıyor. Projenin amacı; tasarım yaparak hayatta kalmak. Ama bunu dünyanın çeşitli ajanslarında belirli sürelerde çalışarak başarabilmek. Projenin sonunda ise çıkartacağı kitabın gelirini Greenpeace ve Unicef’e bağışlamak. Macera deyin, çılgınlık deyin, bir ütopya deyip gülümseyin. En önemlisi ilk adımı atabilmek. Bunun için Çağrıyı yürekten kutluyorum ve projesinde uzun yolculuklar diliyorum… Yaşanacak olan ilginç hikayeleri sabırsızlıkla bekliyoruz. Blogun takipte olacak ![]()
Bol şans
Brandever‘dan müthiş bir tasarım daha. Serinin ilkini beğenmiştim, bunu daha çok beğendim ![]()
Sanat Yönetmeni: Bernie Hadley-Beauregard, Laurie Millotte
İllüstrasyon: Chris Sickels at Red Nose Studio
Fotoğraf: Laurie Millotte
Bayılırım bez çantaya… Çantana sığdır, katla cebine sığdır, kirlensin; yıka tertemiz olur, yırtılmaz, bozulmaz… Ve en önemlisi çevreye zararı yok. Ohh mis gibi… Bir de üzerinde güzel bir tasarım varsa gözüm gibi bakarım ona
Bu birbirinden güzel tasarımlar çeşitli etkinlikler için uygulanmış ürünler. Büyük bir keyifle paylaşmak istedim. Devamı ise burada
Dikkatinizi çekmek istediğim asıl önemli konu ise plastik poşetin hayatımıza ve doğamıza verdiği zarar. Bu konuda herkesin duyarlı olması şart. İçinde yaşadığımız doğa, artık yanlışlarımız affetmiyor!
- Stop Using Plastic Bags, Save Dolphins
- Stop using plastic bags: Switch to reusable bags
- How to Stop Using Plastic Bags and Go Green
- Naylon poşet kullanmak yasak!
-Naylon Poşete HAYIR
– İnsanların umursamazlığına rağmen